Preloader
Bizimle iletişime geçin!
img

Python


Bilgisayara ne yapacağını anlatmak için kullanılan bir programlama dilidir. Ama diğer dillere göre daha sade ve anlaşılırdır. Kodlarına bakınca ne yapmak istediğini anlamak zor değildir. Bu yüzden özellikle yeni başlayanlar için sık tercih edilir.

Python’la bilgisayara “şunu yap, sonra bunu kontrol et, olmadı şuraya dön” gibi komutlar verilir. Yani mesele ezber değil, düşünme şeklidir. Python bu düşünmeyi zorlaştırmaz, aksine rahatlatır.

Günlük hayatta Python; veriyle çalışırken, yapay zeka projelerinde, basit otomasyon işlerinde ve eğitim amaçlı çok kullanılır. Tekrar eden işleri hızlandırmak, küçük programlar yazmak ya da bir fikri hızlıca denemek için uygundur.

Kısacası Python, insanı koddan korkutmayan, öğrenirken yormayan ve “ben bunu anlıyorum” hissi veren bir programlama dilidir.

Python şu alanlarda kullanılır:

  • Yapay zeka ve makine öğrenmesi

  • Veri analizi ve veri bilimi

  • Otomasyon ve tekrar eden işlerin yapılması

  • Web sitelerinin arka planı (backend)

  • Eğitim ve kodlama öğretimi

  • Bilimsel hesaplamalar ve akademik çalışmalar

  • Basit oyunlar ve uygulama denemeleri

  • Script yazımı ve küçük araçlar geliştirme

Python’ın bu kadar sevilmesinin en büyük nedeni, kafa karıştırmamasıdır. Çocuklar için düşünürsek; karmaşık sembollerle boğuşmak yerine, okur gibi kod yazabildikleri bir dil olması büyük avantaj. Ne yaptığını anlamadan ezber yapmak zorunda kalmıyorlar. Bu da “ben yapabiliyorum” hissini çok erken kazanmalarını sağlıyor. İlk satır kodu yazıp çalıştığını görmek, çocuk için gerçekten heyecan verici bir şey.

Python’ın bir diğer güzel tarafı, hayal gücünü desteklemesi. Küçük oyunlar, basit animasyonlar ya da ekranda bir karakteri hareket ettiren mini projeler yapmak mümkün. Çocuklar burada sadece kod yazmıyor, aynı zamanda üretiyor. Ortaya çıkan şey somut olunca öğrenme de daha kalıcı oluyor. “Kod yazıyorum”dan çok “bir şey yaptım” duygusu oluşuyor.

Ayrıca Python bugün gerçek hayatta da çok kullanılan bir dil. Yapay zekâdan oyunlara, web sitelerinden robotlara kadar birçok alanda karşımıza çıkıyor. Bu da çocuklar için şu anlama geliyor: Öğrendikleri şey sadece derslikte kalmıyor. İleride karşılarına çıkabilecek bir teknolojinin temellerini şimdiden atmış oluyorlar. Bu açıdan Python, hem güvenli hem de geleceğe açık bir başlangıç dili.

Son olarak şunu da söylemek lazım: Python hata yapmaya izin verir. Çocuk yanlış yaptığında sistem onu tamamen kilitlemez. Deneme-yanılma ile ilerleyebilir. Bu da öğrenirken stres yaşamamalarını sağlar. Zaten çocuklar için önemli olan mükemmel kod değil, sürecin keyifli olmasıdır.

Python her ne kadar öğrenmesi kolay ve keyifli bir dil olsa da, her konuda mükemmel olduğunu söylemek zor. Özellikle hız konusu Python’ın en çok eleştirilen taraflarından biri. Bazı diller, özellikle oyun motorları ya da çok yoğun çalışan sistemlerde Python’a göre daha hızlı sonuç verir. Bu yüzden büyük ve anlık tepki isteyen projelerde bazen yeterli gelmeyebilir. Çocuklar için bu bir sorun olmasa da, ilerleyen seviyelerde fark edilen bir durumdur.

Bir diğer dezavantajı, Python’ın fazla “rahat” olması diyebiliriz. Kod yazarken birçok detayı bizim yerimize halleder. Bu da başlangıçta güzel ama bazen temel mantığı biraz gizleyebilir. Yani çocuk Python’la çok rahat ilerlerken, başka bir dile geçtiğinde “burada neden bu kadar çok şey yazmam gerekiyor?” diye şaşırabilir. Temel bilgisayar mantığını öğrenmek için bazen daha net kuralları olan dillere de ihtiyaç duyulur.

Ayrıca Python ile yazılan projelerde hata, çalıştırma sırasında ortaya çıkar. Kod yazarken her şey düzgün görünür ama program çalıştığında sorun çıkabilir. Bu durum özellikle yeni başlayanlar için kafa karıştırıcı olabilir. “Az önce düzgündü, şimdi neden bozuldu?” sorusu sıkça yaşanır. Tabii bu da sabırlı olmayı ve dikkatli düşünmeyi öğretir ama herkes için kolay değildir.

Son olarak, Python bazı alanlarda dış kütüphanelere çok bağımlıdır. Yani tek başına her şeyi yapmaz, ek araçlara ihtiyaç duyar. Bu da bazen kurulumu ve ayarlamayı zorlaştırabilir. Özellikle ilk defa kod yazan çocuklar için “neden çalışmadı” kısmı moral bozucu olabilir.

Özetle Python harika bir başlangıç dili ama her iş için tek çözüm değil. Yine de öğrenme yolculuğunun ilk adımı için güçlü ve güvenli bir tercih olmaya devam ediyor.


JAVA

Java, bilgisayarlara ve mobil cihazlara ne yapmaları gerektiğini anlatmak için kullanılan bir programlama dilidir. Bir kere yazılan kodun farklı cihazlarda çalışabilmesi en bilinen özelliğidir. Bu yüzden Android uygulamalarda, masaüstü programlarda ve büyük yazılım sistemlerinde sıkça tercih edilir. Yapısı biraz kurallıdır ama bu da düzenli düşünmeyi ve sağlam kod yazmayı öğretir.

Java’yı anlatırken tek bir örnek vermek yetmiyor çünkü gerçekten her yerde çıkabiliyor. Mesela telefonda kullandığımız uygulamalar var ya, özellikle Android tarafında, onların çoğunda Java’nın izi var. Uygulamayı açıyorsun, bir şeyler yüklüyor, hesap yapıyor, veri çekiyor… Bunların arkasında genelde Java çalışıyor ama kullanıcı bunu fark etmiyor bile.

Bir de büyük sistemler var. Bankaların uygulamaları, kamuya ait siteler, şirket içi kullanılan programlar… Buralarda genelde “sağlam olsun, bozulmasın” denir. İşte Java tam bu noktada devreye giriyor. Hız rekoru kırmak yerine, uzun süre düzgün çalışması beklenen işler için tercih ediliyor. O yüzden yıllardır bırakılmıyor.

Bilgisayara kurulan bazı programlarda da Java kullanılıyor. Özellikle biraz eski ama hâlâ iş gören yazılımlar Java ile yapılmış oluyor. Ayrıca web sitelerinin görünen kısmı değil de arka tarafı var ya, yani kullanıcı tıklayınca çalışan sistemler… Orada da Java sık sık karşımıza çıkıyor. Çok gösterişli değil ama işi götüren bir dil diyebiliriz.

Java’nın avantajlarını anlatırken süslü cümleler kurmaya gerek yok aslında. En büyük artısı, yıllardır kullanılıyor olması. Yani “yarın bu dil biter mi?” diye pek düşünülmez. Bir sistem Java ile yazıldıysa, uzun süre çalışır, güncellenir, ayakta kalır. O yüzden özellikle büyük işler için hâlâ tercih ediliyor.

Bir diğer avantajı her yerde çalışabilmesi. Java’da yazılan bir program genelde Windows’ta da açılır, Mac’te de, Linux’ta da. Ayrı ayrı uğraşmaya gerek kalmaz. Bu da işi yapan kişi için ciddi kolaylık sağlar. “Bir yerde çalıştı, başka yerde patladı” durumu daha az yaşanır.

Java aynı zamanda düzenli bir dildir. Kuralları nettir, gelişi güzel yazmaya çok izin vermez. Bu ilk başta zorlayıcı gibi görünür ama büyük projelerde avantaj olur. Kod kalabalıklaştıkça neyin nerede olduğu daha rahat anlaşılır. Ekip halinde çalışırken de bu düzen işi kurtarır.

Bir de iş imkânı tarafı var. Java bilen birinin kullanabileceği alan çoktur. Mobil uygulamalar, web sistemleri, şirket içi yazılımlar… Yani öğrenildiğinde “boşa öğrenmiş oldum” hissi pek olmaz. Hâlâ geçerli, hâlâ kullanılan bir dil olması Java’nın en güçlü yanı diyebiliriz.

Java’nın dezavantajları da var tabii, her dil gibi. İlk akla gelen şey, biraz ağır olması. Özellikle küçük ve basit bir iş yapılacaksa Java fazla detaylı gelebiliyor. Aynı işi başka dillerde daha kısa sürede yazmak mümkünken, Java’da daha fazla satır kod yazmak gerekebiliyor. Bu da yeni başlayanlar için yorucu olabiliyor.

Bir diğer konu hız meselesi. Java çoğu iş için yeterince hızlıdır ama çok performans isteyen yerlerde bazen geride kalır. Özellikle oyun ya da grafik ağırlıklı uygulamalarda Java yerine başka diller tercih edilebiliyor. Yani her işin dili Java değil.

Java’nın sözdizimi de bazı kişilere karmaşık gelir. Sürekli sınıflar, yapılar, kurallar… “Hemen başlayayım, bir şeyler yapayım” diyenler için biraz sabır ister. İlk başta sonuç almak zaman alabilir ve bu da motivasyonu düşürebilir.

Bir de masaüstü tarafında eskiye göre cazibesini biraz kaybetti. Eskiden daha yaygındı ama şimdi aynı işleri yapan daha hafif çözümler var. Yani Java hâlâ güçlü ama her projede ilk tercih olacak bir dil değil. Nerede kullanılması gerektiğini bilmek önemli.


JavaScript


JavaScript, internette gördüğümüz sayfaların “canlanan” tarafını yapan dildir. Bir butona bastığında bir şey oluyorsa, sayfa yenilenmeden bir içerik değişiyorsa ya da ekranda küçük hareketler oluyorsa, büyük ihtimalle JavaScript devrededir. HTML sayfanın iskeletini kurar, CSS görünümünü düzenler, JavaScript ise işi hareketlendirir.

Başta sadece web siteleri için ortaya çıkmıştı ama zamanla sınırlarını aştı. Şu an tarayıcıda çalışıyor, sunucu tarafında çalışıyor, hatta mobil uygulama ve masaüstü program yapımında bile kullanılıyor. Yani tek bir yere sıkışıp kalmış bir dil değil.

JavaScript’in sevilen yanı, hemen sonuç vermesi. Bir satır yazıyorsun, tarayıcıyı yeniliyorsun ve yaptığın şeyi anında görüyorsun. Bu yüzden öğrenirken sıkmaz. Çok derinleşmek mümkün ama en basit haliyle bile bir şeyler üretmeye başlamak kolaydır. O yüzden web dünyasında vazgeçilmez bir dil haline gelmiştir.

JavaScript denince çoğu kişinin aklına sadece web siteleri geliyor ama iş biraz daha geniş aslında. En net kullanıldığı yer, web sitelerinin ön yüzü. Yani bir sayfaya girdiğinde tıkladığın butonlar, açılıp kapanan menüler, form doldururken çıkan uyarılar… Bunların arkasında genelde JavaScript var. Sayfa yenilenmeden bir şeyler oluyorsa, büyük ihtimalle işi JS yapıyordur.

Bununla sınırlı kalmıyor. Web sitelerinin arka tarafında da JavaScript kullanılıyor. Kullanıcı giriş yapıyor, bir veri kaydediliyor ya da bir liste çekiliyor… Eskiden bunlar için farklı diller tercih edilirdi ama artık JavaScript bu işi de yapabiliyor. Özellikle küçük ve orta ölçekli projelerde tek dille hem ön yüzü hem arka tarafı yazmak mümkün hale geldi.

Mobil uygulama tarafında da JavaScript kullanılıyor. Tek tek Android ve iOS için ayrı kod yazmak yerine, JavaScript ile yazılıp her iki platformda da çalışan uygulamalar yapılabiliyor. Masaüstü uygulamalarda bile karşısına çıkabiliyor; bilgisayara kurulan bazı programlar aslında JavaScript ile yazılıyor.

Kısacası JavaScript sadece “siteye hareket katmak” için değil; web, mobil ve uygulama tarafında eli değen, geniş alanı olan bir dil. Nerede internet varsa, orada JavaScript’e rastlama ihtimali yüksek.

JavaScript’in avantajları genelde kullanmaya başlayınca fark ediliyor. En başta şunu söylemek lazım: hemen karşılık veren bir dil. Bir şey yazıyorsun, tarayıcıyı yeniliyorsun ve yaptığın değişiklik anında ekrana geliyor. Bu da insanı motive ediyor. “Yazdım ama oldu mu olmadı mı?” derdi pek yok.

Bir diğer avantajı her yerde çalışması. Bilgisayarda, tablette, telefonda… Tarayıcı olan her yerde JavaScript var. Ekstra bir kurulum gerektirmeden çalışabilmesi büyük rahatlık. O yüzden web tarafında alternatifi pek yok gibi düşünülüyor.

JavaScript’in ekosistemi de çok geniş. Yani hazır araçlar, kütüphaneler, örnekler bol. Bir şeyi sıfırdan yazmak zorunda kalmıyorsun çoğu zaman. Takıldığında internette mutlaka benzer bir örnek çıkıyor. Bu da özellikle öğrenme sürecinde insanı yormuyor.

Bir de esnek bir dil olması var. Katı kuralları yok, seni sürekli durdurmaz. Bu bazen dezavantaj gibi anlatılır ama yeni başlayanlar için büyük kolaylık. Küçük küçük denemeler yaparak ilerleyebiliyorsun. Hem basit projelerde kullanılabiliyor hem de büyüyüp kocaman sistemlerin parçası olabiliyor. Bu kadar farklı yerde işine yarayabilmesi, JavaScript’in en güçlü taraflarından biri.

JavaScript’in sevilen yönleri olduğu kadar zorlayan tarafları da var. En çok yaşanan sıkıntılardan biri, dilin fazla esnek olması. Kuralların gevşek olması başta iyi gibi geliyor ama iş büyüdükçe karışıklık çıkarabiliyor. Aynı işi yapan farklı yazım şekilleri olunca, kodu okuyan kişi “bu neden böyle yazılmış?” diye kalabiliyor.

Bir diğer sorun hata yakalama konusu. JavaScript bazen hatayı hemen göstermez. Kod çalışır gibi görünür ama beklenmeyen sonuçlar çıkar. Özellikle yeni başlayanlar için bu durum kafa karıştırıcı olur. “Yanlış yaptım ama nerede?” sorusu sık sık yaşanır.

Performans tarafında da sınırlamaları var. Çok büyük ve karmaşık işlemler için JavaScript her zaman en iyi seçenek olmayabilir. Tarayıcı üzerinde çalıştığı için ağır işlemlerde yavaşlama hissedilebilir. O yüzden her projeye uygun değildir.

Bir de öğrenme süreci yüzeyde kolay, derine inince zor diyebiliriz. Basit şeyler hızlı öğrenilir ama işi ciddiye alıp büyük projelere girince JavaScript’in detayları, farklı yapıları ve çalışma mantığı insanı yorabilir. Yani “kolay başlanan ama ustalaşması zaman alan” dillerden biridir.


PHP


PHP aslında internet sitelerinin mutfağında çalışan bir dil. Kullanıcı siteye girince fark etmez ama arka tarafta bir şeyler dönüyordur ya, işte orada PHP vardır çoğu zaman. Mesela bir siteye giriş yaparsın, kullanıcı adın doğru mu diye bakılır, şifre kontrol edilir. Bunları genelde PHP yapar.

PHP’nin olayı şu: tarayıcıda çalışmaz. Yani sen ekranda PHP kodu görmezsin. Sen bir sayfa istersin, PHP arkada çalışır, işini bitirir ve sana hazır bir sayfa gönderir. O yüzden sessiz sedasız çalışır diyebiliriz. Gösterişi yok ama iş görür.

Uzun zamandır kullanılan bir dil olduğu için internette çok yaygındır. Özellikle blog siteleri, haber siteleri, küçük işletme siteleri gibi yerlerde hâlâ çok kullanılır. Karmaşık şeyler yapmak mümkün ama genelde “site düzgün çalışsın” denilen işlerde tercih edilir. PHP’yi seven de çoktur, “işimi görüyor” deyip yoluna devam eden de.

PHP’nin avantajlarını ve dezavantajlarını anlatırken süslemeye gerek yok, olduğu gibi konuşmak daha doğru.

Avantaj tarafından başlayalım. PHP çok yaygın bir dil. Yani bir web sitesi yapılacaksa, özellikle basit ya da orta seviye bir siteyse, PHP ile yapmak kolaydır. Hosting firmalarının neredeyse hepsi PHP destekler. Ekstra ayarlarla uğraşmadan siteyi yayına almak mümkündür. Bu da özellikle yeni başlayanlar için büyük rahatlık sağlar. İnternette örnek, hazır kod ve anlatım çok fazladır. Takıldığında “bunu daha önce biri yapmış mı?” diye bakarsın, genelde vardır.

Bir diğer artısı hızlı sonuç vermesidir. Küçük bir şey yazarsın, kaydedersin, sayfayı yenilersin ve çalışıp çalışmadığını hemen görürsün. Bu da öğrenirken insanı sıkmaz. Ayrıca veritabanı işleriyle arası iyidir. Formdan gelen bilgiyi alıp kaydetmek, listelemek gibi işler PHP’de oldukça rahattır.

Dezavantaj tarafında ise biraz dağınıklık konusu var. PHP’de kurallar çok sıkı olmadığı için kod zamanla karışabiliyor. Başta düzgün yazılmazsa ileride okumak zorlaşır. Büyük projelerde bu ciddi sorun olur. Bir de performans konusu var. Çok büyük ve yoğun sistemlerde PHP her zaman en iyi seçenek olmayabilir.

Kısacası PHP iş görür, pratik bir dildir ama her proje için “en doğru dil” demek de pek mümkün değildir. Nerede kullanılacağını bilmek işi kurtarır.








0 Yorum

Yorum Yap

E-Posta Adresiniz paylaşılmayacaktır. * ile işaretli alanlar zorunludur